Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, TVNET canlı yayınında eğitim gündemine ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.
Programda ramazan ayı dolayısıyla okullarda gerçekleştirilen “Maarif’in Kalbinde Ramazan” etkinliklerine değinen Bakan Tekin, ramazan ayının tüm vatandaşlara hayırlı olmasını temenni etti. Toplumun ortak değerlerinin gelecek kuşaklara aktarılmasının önemine işaret eden Tekin, şu ifadeleri kullandı:
“Millî Eğitim Bakanlığı olarak bizim ana işlevlerimizden bir tanesi, çocuklarımızın akademik eğitimlerini vermenin yanında içinde bulundukları, ferdi oldukları, mensubu bulundukları toplumu, milleti, onun değerlerini içselleştirmesi; geleneklerimizin, kültürümüzün, dayanışma ruhumuzun gelecek kuşaklara aktarılmasıdır.
Bu, bugüne kadar nasıl gelmiş; hangi ritüellerle, hangi araçlarla gelmiş… Bundan sonra da bu araçlarla gelecek kuşaklara aktarılması gerekiyor. Ülkemizin ortak değerleri var: Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet, demokrasi, insan hakları, hukuk devleti, devlet geleneğimiz, dinî bayramlarımız… Bunların hepsi bizim toplumumuzda millî birliğimiz ve beraberliğimizin tesisi için… Çocuklarımızın atalarının, dedelerinin mirasına hakkıyla sahip çıkabilmeleri için, içinde yaşadığımız toplumda -Allah korusun- 6 Şubat tarzı olaylar cereyan ettiği zaman millî birlik duygusuyla hareket edebilmeleri için… Yardımlaşma ve dayanışmanın bir toplumun devamlılığı için ne anlama geldiğini görebilmeleri açısından çocuklarımızı bilinçlendirmek, Millî Eğitim Bakanlığı’nın talim ve terbiye faslı içindeki önemli başlıklardan bir tanesi. Biz de bu realiteden, bu sorumluluktan hareketle ki nitekim hem anayasamız hem de Millî Eğitim Bakanlığı olarak bizim tabi olduğumuz yasal düzenlemeler bize bunu emrediyor, işimiz bu.”
Bahar yarıyılının başladığı ilk haftada okullarda Türk Bayrağı temalı etkinlikler gerçekleştirildiğini hatırlatan Tekin, bayrağın millî birliğin sembolü olduğunu belirtti. Bu kapsamda çocukların bayrağın anlamı ve bayrağa yönelik davranış biçimleri konusunda farkındalıklarını artıracak etkinlikler yapıldığını, binlerce okulda yüz binlerce etkinlik düzenlendiğini ifade etti.
Ramazan ayının ise yardımlaşma ve dayanışma duygularını geliştiren, toplumda birliktelik oluşturan bir dönem olduğunu kaydeden Tekin, 81 ile gönderilen genelge doğrultusunda çocukların bu duygularını geliştirecek ve ramazan ayının millî birlik ve beraberliği güçlendirecek bir araç olarak değerlendirilmesini sağlayacak etkinliklerin yapılmasının arzu edildiğini belirtti.
81 ildeki tüm okullardan süsleme ve hazırlıklara ilişkin olumlu geri dönüşler aldıklarını aktaran Tekin; sürece katkı sağlayan öğretmenlere, velilere ve öğrencilere teşekkür etti. Bakan Tekin, ramazan ayına ilişkin çalışmaların çocukların oruç tutup tutmamasıyla ilgili olmadığını vurgulayarak amaçlarının ramazan ayı ve Ramazan Bayramı ruhunun ve bilincinin çocuklar tarafından görülmesi ve millî şuur oluşturulması olduğunu aktardı.
Bakan Tekin, “Maarif’in Kalbinde Ramazan” teması kapsamında yapılan çalışmalara yönelik eleştirilere de değinerek gönderilen Genelge’de yapılmak istenen hususların açık şekilde ifade edildiğini belirtti.
Tekin, “Muhalefeti önce okuma yazma öğrenmeye davet ediyorum. Sanırım cehalet bulaşıcı bir hastalık… Okumadan, anlamadan, niyet okuyuculuk yaparak eleştiri yapmayı siyaset zanneden bir kitle var. Çok üzülerek bunun altını çiziyorum. İki sayfalık bir genelge var; lütfedip okusalar ya da okuma yazma bilseler okuyacaklar zaten. Okusalar o kadar güzel izah ettik ki genelgede neyi murat ettiğimizi, bu etkinliklerle nereye varmak istediğimizi çok güzel anlattık. Bizim bir tane derdimiz var: Bizim derdimiz bu kadar çatışmanın, bu kadar farklı dayatmaların özellikle sosyal medya üzerinden olduğu bir ortamda çocuklarımızın millî şuurlarını geliştirecek, dayanışma ve birliktelik arzusunu perçinleyecek işler yapalım istiyoruz. Yazıda da Genelge’mizde de bunun altını ısrarla çizdik. Bu eleştiriyi yapan insanlar bizim hiç anayasa falan okuduğumuzu bilmiyorlar herhâlde. Ben yıllarca üniversitelerde anayasa hukuku dersi anlattım. Laikliğin ne demek olduğunu, nasıl anlaşılması gerektiğini, uluslararası örneklerden de Türkiye örneklerinden de hareketle hepsine tek tek anlatmaya, açıklamaya açığım. Tanımladıkları şey, bir dayatma. Laiklik öyle bir şey değil. Bu, bir. Biz metnimizde de metnin ekinde okullara gönderdiğimiz örnek etkinlikler listesinde de anayasaya aykırı tek bir ifade yok. Bir kere bunu bu şekilde sunmanın dediğim gibi cehaletten başka hiçbir açıklaması yok.
İki, şimdi öyle bir tanımlama yapıyorlar ki… Öyle bir yerde kendilerini görüyorlar ki… Çalıyorlar, çaldıkları zaman mahkeme ya da dava açıldığı zaman haksızlık yapıldığını söylüyorlar. Hakaret ediyorlar, küfrediyorlar; küfür ya da hakaretle karşı karşıya kalıp dava açtığımızda rahatsız oluyorlar. Hukuk ve kanunsuz işletme açıyorlar İstanbul Büyükşehir Belediyesi örneğinde olduğu gibi… Bunları hukuka uydurun, mevzuata uydurun, yoksa bunları biz göremiyoruz, denetleyemiyoruz, dediğimizde hukuku şöyle tanımlıyorlar: ‘Erkekseniz gelin kapatın.’ Şimdi böyle bir hukuk tanımı olabilir mi? Böyle bir yaklaşım nasıl açıklanabilir, nasıl izah edilebilir? Ben ise şunu diyorum: biz anayasada, kanunlarda ve ilgili mevzuatta Millî Eğitim Bakanlığına tanımlanan işleri hukuki sınırlar içinde yapmaya çalışıyoruz. Benim işim bu. Dolayısıyla eleştiriyi yapan kişiler -dediğim gibi- ya okuma yazma öğrenmelerini tavsiye ediyorum onlara ya da okuduklarını anlamıyorlar ise eğer bunu kendilerine sağduyulu bir biçimde anlatacak bir danışmanla çalışmalarını öneriyorum.” şeklinde konuştu.
Eleştirilerin elle tutulur hiçbir tarafı olmadığını belirten Bakan Tekin, “Bakın, altını çizerek söylüyorum: Yazıda ısrarla anayasadan, mevzuattan, kanunlardan bahsettik, Millî Eğitim Bakanlığı’nın görevlerinden bahsettik… Yapılan etkinliklerle programlar arasında müfredat arasındaki uyumdan bahsettik ve hepsinden de önemlisi bunun bir gönüllülük esasına göre yapıldığından bahsettik. Dolayısıyla burada herhangi bir sorun yok. Ben şunu beklerdim: Mesela okullarımızda Noel ağaçları süslenirken bu kişilerin sesinin çıkmasını beklerdim. Bunu eleştirmelerini beklerdim. Bizim kültürümüze Noel nereye oturuyor? Bunu söylemelerini beklerdim. Ha bunu söylemiyorsunuz, bununla ilgili hiçbir eleştiri yapmıyorsunuz ama Ramazan ile ilgili mevzu bahis olduğu zaman ya okuma yazma ya cehalet… Artık nasıl tanımlarsanız tanımlayın, niyet okuyuculuk diyelim, en masum ifadeyle yaklaşımları bu şekilde. Dolayısıyla bu konu bizim açımızdan çok önemli bir konu değil; biz işimizi hukuka, anayasaya, evrensel ilkelere uygun bir biçimde yapmaya devam edeceğiz.” dedi.